Ayağa Batan Diken




Mecnun birgün fırsatını bulup, Leyla ile yalnız kalmıştı.

Leyla,
" Ey aşık ... " dedi. " Neyin varsa getir. "

Mecnun,
Ey ayyüzlü ... " dedi. " Senin aşkınla ne suyum kaldı ne kuyum. Ne ciğerlerimde biraz su kaldı benim, ne geceleri gözüme uyku giriyor. Aşkın aklımı aldı, şimdi bir tek canım kaldı, senden bir emir bekliyorum. Canımı istersen hemencecik veririm onu. "

Leyla dedi ki,
" Ey yiğit, ben senden bunu ne zaman istersem alırım , başka neyin var? "

Mecnun, Leyla'ya bir iğne verdi,
" İki dünyada şimdi malım mülküm ancak bu. " dedi. " Bütün varlık aleminde sahip olduğum şey bu, bundan başka elim boş, hiçbir şeyim yok. Bu iğneyi de şunun için yanımda taşıyorum; çölde ovada çok düşüyorum, ah gönlümü alan, seni izlerken düşüyorum, gül gibi benim de ayağıma diken batıyor, bu dikeni de bu iğneyle çıkarıyorum. "

O zaman Leyla, Mecnun'a dedi ki;

" Şimdiye kadar ben de onu arıyordum. Aşkın gerçekse bu iğne nasıl layık oluyor sana? Ah darmadağın coşkun aşık. Beni ararken ayağına diken batarsa, o dikeni iğneyle çıkarmak doğru olamaz, çıkarırsan vefasızlık olur. Bir diken ki bu kadar olgunluğa sahip, daima yolunun çavuşluğunu ediyor. Onu iğneyle çıkarmak yazıktır. Sana gönül kanını içmekten başka bir şey doğru olamaz. Ayağına bizim yolumuzda diken batarsa sen onu, elbisene takılmış bir gül bilmelisin. Bu işte gül fidanından aşağı mısın ki gül elde etmek için bir yıl dikene sabrediyor. Leyla'nın aşkıyla ayağına batan diken, başkalarının armağan edeceği yüzlerce gül demetinden iyidir. "


Mevlana ks.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !